Türkiye’de gayrimenkul piyasası ne zaman normale dönecek sorusu, sektör temsilcilerinin gündemindeki yerini korumaktadır. Sebo İnşaat Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Gülçiçek, sektörün mevcut sorunlarına ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Gülçiçek, yalnızca faiz indiriminin piyasayı canlandırmak için yeterli olmayacağını belirtti. Ayrıca 2027 yılının ikinci yarısından itibaren kademeli bir toparlanma yaşanabileceğini öngördü. İnşaat ve gayrimenkul sektöründe yüksek finansman maliyetleri, düşen satın alma gücü ve artan işletme giderleri baskı oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra küresel ekonomik gelişmeler, enerji fiyatları ve hammadde maliyetleri de sektörü etkilemektedir. Gülçiçek’e göre kalıcı normalleşme için kapsamlı ekonomik politikaların hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Gayrimenkul Sektöründe Ekonomik Baskı Artıyor
Sebo İnşaat Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Gülçiçek, gayrimenkul piyasasındaki durgunluğun yalnızca faiz oranlarıyla açıklanamayacağını belirtmektedir. Küresel ölçekte devam eden savaşlar ve çatışma ihtimalleri, ekonomik belirsizlikleri artırmaktadır. Özellikle enerji ve hammadde fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye’deki üretim maliyetlerini doğrudan etkilemektedir. İnşaat sektöründe ise maliyet artışları önemli bir sorun oluşturmaktadır. Müteahhitler yükselen üretim giderleriyle mücadele ederken vatandaşlar konut satın alma kararlarını ertelemektedir. Yatırımcılar da ekonomik koşulların iyileşmesini beklemektedir. Üstelik emlak işletmeleri satış yapamadıkları dönemlerde de giderlerini karşılamak zorunda kalmaktadır. Kira, personel, vergi ve reklam harcamaları işletmeler üzerindeki mali baskıyı artırmaktadır.
Yaklaşık 84 Bin Emlak İşletmesi Ekonomik Riskle Karşı Karşıya
Gülçiçek’in değerlendirmesinde emlak işletmelerinin karşılaştığı ekonomik zorluklar önemli bir yer tutmaktadır. Türkiye genelinde yaklaşık 84 bin emlak işletmesinin faaliyet gösterdiğini belirten Gülçiçek, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin zorlandığını ifade etmektedir. Yüksek faiz oranları ve konut kredilerine erişimde yaşanan güçlükler, gayrimenkul talebini sınırlandırmaktadır. Bunun yanı sıra vatandaşların satın alma gücündeki düşüş, konut satışlarını olumsuz etkilemektedir. Bu süreçte emlak işletmeleri hem gelir kaybı yaşamakta hem de düzenli giderlerini karşılamaya çalışmaktadır.
Gülçiçek’in değerlendirmesine göre sektördeki temel sorunlar şu başlıklarda yoğunlaşmaktadır:
- Yüksek işletme ve personel giderleri,
- Konut kredilerine erişimde yaşanan güçlükler,
- Vatandaşların düşen satın alma gücü,
- Gayrimenkul satışlarındaki durgunluk,
- Artan kira, vergi ve reklam maliyetleri,
- Yatırımcıların ekonomik belirsizlik nedeniyle beklemeye geçmesi.
Dolayısıyla sektördeki sorunlar yalnızca konut satışlarıyla sınırlı kalmamaktadır. Emlak işletmelerinin faaliyetlerini sürdürebilmesi de önemli bir gündem oluşturmaktadır.
Emlak İşletmelerindeki Kapanışların Artabileceği Öngörülüyor
Gülçiçek, sektörde yaklaşık 7 bin emlak işletmesinin kapandığını ileri sürmektedir. Ayrıca mevcut ekonomik koşulların devam etmesi halinde bu sayının yıl sonuna kadar 15 bine ulaşabileceğini öngörmektedir. Bu değerlendirme, sektörün karşılaştığı finansal baskının boyutuna dikkat çekmektedir. Özellikle satış gelirleri azalan işletmeler, sabit giderlerini karşılamakta zorlanmaktadır. Bunun sonucunda bazı işletmeler faaliyetlerini sonlandırmayı değerlendirmektedir. Gülçiçek, emlak işletmelerinin artık yalnızca satış yapma sorunuyla karşılaşmadığını belirtmektedir. Ona göre temel mesele, mevcut ekonomik koşullarda işletmelerin ayakta kalabilmesidir.
Gayrimenkul Piyasasının Canlanması İçin Faiz İndirimi Yeterli Değil
Gülçiçek, gayrimenkul piyasasının yalnızca faiz indirimiyle yeniden hareketlenmesinin mümkün olmadığını savunmaktadır. Konut kredisi faizlerinin düşmesi, finansmana erişim kolaylaşmadığı sürece beklenen etkiyi oluşturmayabilir. Ayrıca vatandaşların satın alma gücü yeterli seviyeye ulaşmadığında konut talebinde kalıcı artış sağlanması zorlaşmaktadır. Bu nedenle sektörün toparlanması için farklı ekonomik adımların birlikte uygulanması gerektiğini belirtmektedir.
Gülçiçek’in öne çıkardığı çözüm başlıkları şöyle sıralanmaktadır:
- Vatandaşların satın alma gücünün artırılması,
- Konut finansmanına erişimin kolaylaştırılması,
- Yatırımcı güveninin yeniden oluşturulması,
- Gayrimenkul yatırımlarının önündeki yapısal sorunların giderilmesi,
- Sektör temsilcilerinin sorunlarına yönelik politikaların geliştirilmesi.
Bunun yanı sıra inşaat ve gayrimenkul sektörünün ekonomik koşulları birlikte değerlendirilmelidir. Çünkü sektördeki hareketlilik yalnızca konut satışlarını değil, üretim ve istihdam faaliyetlerini de etkilemektedir.
Gayrimenkul Piyasasında 2027’nin İkinci Yarısı İçin Toparlanma Beklentisi
Sebahattin Gülçiçek, gayrimenkul piyasasının geleceğine ilişkin değerlendirmesinde 2027 yılının ikinci yarısına dikkat çekmektedir. Gülçiçek’e göre ekonomik koşulların iyileşmesi ve faiz oranlarının gerilemesi halinde piyasada kademeli bir hareketlenme başlayabilir. Ancak bu beklenti, ekonomik gelişmelere bağlı olarak şekillenecektir. Özellikle finansman maliyetlerinin düşmesi, konut kredilerine erişimin kolaylaşması ve vatandaşların alım gücünün artması önem taşımaktadır. Bunun yanı sıra seçim atmosferine yaklaşılmasıyla birlikte para hareketliliğinde ve ekonomik beklentilerde değişiklik yaşanabileceğini değerlendirmektedir. Ancak para arzındaki artışın tek başına yeterli olmayacağına dikkat çekmektedir. Yatırımcı güveni ve vatandaşların satın alma kapasitesi desteklenmediği sürece kalıcı bir toparlanma beklenmemektedir.
Gayrimenkul Piyasası Ne Zaman Normale Dönecek?
Gayrimenkul piyasasının normale döneceği tarihe ilişkin kesinleşmiş bir takvim bulunmamaktadır. Gülçiçek’in değerlendirmeleri, sektörün toparlanmasının birden fazla ekonomik koşula bağlı olduğunu göstermektedir.
Bu kapsamda piyasanın yeniden hareketlenmesi için şu gelişmeler önem taşımaktadır:
- Ekonomik istikrarın güçlenmesi,
- Finansman maliyetlerinin gerilemesi,
- Konut kredilerinin daha erişilebilir hale gelmesi,
- Vatandaşların alım gücünün yükselmesi,
- Yatırımcı güveninin yeniden tesis edilmesi,
- Sektörün yapısal sorunlarına yönelik çözümlerin geliştirilmesi.
Bu koşulların birlikte gerçekleşmesi, gayrimenkul piyasasında daha kalıcı bir hareketlilik sağlayabilecektir. Aksi durumda mevcut durgunluğun daha uzun süre devam etmesi ihtimali bulunmaktadır.
İnşaat ve Gayrimenkul Sektöründe Yeni Politikalar Bekleniyor
Gülçiçek, sektörün mevcut sorunlarının yalnızca emlak işletmelerini ilgilendirmediğini vurgulamaktadır. İnşaat faaliyetlerindeki yavaşlama, üretim ve istihdam üzerinde de etkili olmaktadır. Gayrimenkul yatırımlarındaki durgunluk ise ekonomik hareketliliği sınırlandırmaktadır. Bu nedenle sektör temsilcilerinin, kamu kurumlarının ve karar vericilerin ortak değerlendirmeler yapması gerektiğini ifade etmektedir. Özellikle emlakçıların, müteahhitlerin, yatırımcıların ve vatandaşların karşılaştığı sorunların birlikte ele alınması önem taşımaktadır. Gülçiçek’e göre sektörün kısa vadeli çözümler yerine uzun vadeli politikalarla desteklenmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak, gayrimenkul piyasası ne zaman normale dönecek sorusunun bugün için kesin bir yanıtı bulunmamaktadır. Sebahattin Gülçiçek, ekonomik koşulların iyileşmesi halinde 2027 yılının ikinci yarısından itibaren kademeli toparlanma yaşanabileceğini öngörmektedir. Ancak kalıcı normalleşme için faiz indirimlerinin yanında alım gücü, finansmana erişim ve yatırımcı güveninin de güçlendirilmesi gerekmektedir.
Diğer emlak haberleri için tıklayınız…
