Çıraklık dönemi emeklilikte sayılacak mı sorusu, emeklilik planlaması yapan vatandaşların en çok merak ettiği konular arasında yer almaktadır. Yargıtay tarafından incelenen bir davada, çıraklık süresinin sigortalılık ve emeklilik açısından nasıl değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin dikkat çeken bir karar ortaya konulmuştur. Kararda, çıraklık ilişkisinin niteliğinin ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Dava, 1987 ile 1989 yılları arasında Makine Kimya Endüstrisinde çırak olarak görev yapan bir kişinin açtığı hizmet tespiti davası kapsamında gündeme gelmiştir. Davacı, söz konusu dönemin uzun vadeli sigorta kolları kapsamında değerlendirilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi talebi kabul etmiştir. Ancak dosya temyiz incelemesinin ardından Yargıtay’ın önüne taşınmıştır.
Yargıtay Sosyal Güvenlik Hakkına Dikkat Çekmiştir
Dosyayı değerlendiren Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, sosyal güvenlik hakkının anayasal güvence altında bulunduğunu hatırlatmıştır. Kararda, sigortalılık tespitine ilişkin davaların büyük bir hassasiyetle yürütülmesi gerektiği ifade edilmiştir. Yüksek Mahkeme, hizmet tespiti davalarında yalnızca kayıtların değil, çalışma ilişkisinin gerçek niteliğinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aynı zamanda iş yerindeki faaliyetlerin kapsamı ve çalışma düzeninin ayrıntılı şekilde araştırılmasının önem taşıdığı vurgulanmıştır.
Kararda, mülga 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu hükümlerine de yer verilmiştir. İlgili düzenlemelerde çıraklık devresi olarak kabul edilen sürelerde malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilişkin hükümlerin uygulanamayacağı ifade edilmiştir.
Çıraklık İlişkisinde Eğitim Unsuru Belirleyici Olmaktadır
Yargıtay kararında çıraklık sözleşmelerinin temel amacının bir meslek veya sanatın öğretilmesi olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle iş yerindeki faaliyetlerin eğitim amacı taşıyıp taşımadığı büyük önem taşımaktadır. Karara göre çıraklık ve staj sürecinde yapılan uygulamalı çalışmalar, eğitimin doğal parçası olarak kabul edilmektedir. Yapılan işlerin normal çalışanların faaliyetlerine benzemesi ise tek başına hizmet akdinin varlığını göstermemektedir. Bu nedenle mahkemelerin, çalışma ilişkisinin tüm yönlerini birlikte değerlendirmesi gerekmektedir. Eğitim süresinin kapsamı, görev dağılımı ve iş yerindeki uygulamalar detaylı şekilde incelenmek durumundadır.
Üretim Ön Plandaysa Çıraklık İlişkisi Tartışmalı Hale Gelebilmektedir
Kararda dikkat çeken değerlendirmelerden biri de üretim faaliyetlerine ilişkin olmuştur. Yargıtay, kişinin iş yerinde ağırlıklı olarak üretim faaliyetlerine katılması halinde farklı bir hukuki değerlendirme yapılabileceğini belirtmiştir. Eğitim faaliyetlerinin geri planda kaldığı durumlarda gerçek anlamda çıraklık ilişkisinden söz edilmesinin zorlaşabileceği ifade edilmiştir.
Bu nedenle her olayın kendi koşulları içerisinde incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca iş yerindeki çalışma düzeni, verilen görevler ve eğitimin kapsamı birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılması gerektiği belirtilmiştir.
Yerel Mahkeme Kararı Bozulmuştur
Yargıtay, ilk derece mahkemesinin gerekli araştırmayı tam olarak gerçekleştirmediği kanaatine varmıştır. Bu nedenle yerel mahkeme tarafından verilen kararın bozulmasına hükmetmiştir. Dosyanın yeniden değerlendirilmesi amacıyla ilgili mahkemeye gönderildiği belirtilmiştir. Böylece çıraklık süresinin emeklilik hesabına dahil edilip edilmeyeceği konusunda daha kapsamlı bir inceleme yapılmasının önü açılmıştır.
Çıraklık dönemi emeklilikte sayılacak mı sorusuna ilişkin verilen bu karar, benzer davalar açısından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır. Yargıtay, çıraklık sürecinde eğitim ile üretim faaliyetleri arasındaki ilişkinin ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bundan sonraki süreçte benzer uyuşmazlıklarda çalışma ilişkisinin gerçek niteliği esas alınacaktır. Aynı zamanda değerlendirmeler bu çerçevede yapılacaktır.
