Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Dünya Meteoroloji Örgütü uyardı! İklim sistemi tarihteki en dengesiz dönemine girdi

Dünya Meteoroloji Örgütü, iklim sisteminin gözlem tarihindeki en dengesiz dönemine girildiğini açıkladı. 2025 verileri alarm vermektedir.

Dünya Meteoroloji Örgütü, iklim sisteminin gözlem tarihindeki en dengesiz dönemine

Dünya Meteoroloji Örgütü tarafından yayımlanan son raporda, iklim sisteminin gözlem tarihindeki en dengesiz dönemine girdiği açıklanmaktadır. Raporda, sera gazı yoğunluğunun atmosferi ve okyanusları ısıtmaya devam ettiği belirtilmektedir. Buz erimesinin de bu baskıyı büyüttüğü vurgulanmaktadır. Ayrıca bu hızlı değişimlerin birkaç on yılda oluştuğu kaydedilmektedir. Buna karşın etkilerin yüzlerce, hatta binlerce yıl sürebileceği bildirilmektedir.

WMO raporu neden küresel alarm olarak görülmektedir?

WMO’nun “Küresel İklimin Durumu 2025” raporunda, 2015-2025 döneminin kayıtlardaki en sıcak 11 yıl olduğu açıklanmaktadır. 2025 yılının da veri setine göre ikinci veya üçüncü en sıcak yıl olduğu belirtilmektedir. Küresel ortalama sıcaklığın, 1850-1900 ortalamasının yaklaşık 1,43 derece üstünde gerçekleştiği bildirilmektedir. Bu nedenle ısınmanın artık geçici bir dalga değil, kalıcı bir baskı olduğu değerlendirilmektedir.

Dünyanın enerji dengesi neden bozulmaktadır?

Bu yılki raporda ilk kez “Dünya’nın enerji dengesizliği” temel göstergeler arasına alınmaktadır. Güneşten gelen enerji ile uzaya dönen enerji arasındaki farkın büyüdüğü ifade edilmektedir. Isı tutan sera gazlarının, en az 800 bin yılın en yüksek düzeylerine ulaştığı aktarılmaktadır. Buna bağlı olarak enerji dengesizliğinin 1960’tan bu yana arttığı belirtilmektedir. Üstelik 2025 yılında yeni bir zirve görüldüğü bildirilmektedir.

Okyanuslar iklim krizinin en ağır yükünü taşımaktadır

Raporda fazla ısının büyük bölümünün okyanuslarda depolandığı belirtilmektedir. Hatta son yirmi yılda okyanusların, her yıl insanlığın yıllık enerji kullanımının yaklaşık 18 katına denk ısıyı emdiği kaydedilmektedir. Fazla ısının yüzde 91’den fazlasının okyanuslarda tutulduğu açıklanmaktadır. Okyanus ısı içeriğinin 2025’te yeni rekor seviyeye çıktığı bildirilmektedir. Bu nedenle deniz ekosistemleri üzerindeki baskının artacağı değerlendirilmektedir.

Buzullar ve deniz buzu neden kritik eşikte görülmektedir?

Arktik deniz buzu ortalamasının 2025’te en düşük ya da ikinci en düşük düzeye indiği belirtilmektedir. Antarktika deniz buzunun ise 2023 ve 2024’ün ardından üçüncü en düşük seviyede kaldığı aktarılmaktadır. Buzul erimesinin de kesintisiz sürdüğü vurgulanmaktadır. Özellikle İzlanda ile Kuzey Amerika’nın Pasifik kıyısında olağanüstü kütle kaybı görüldüğü bildirilmektedir. Böylece gezegenin doğal soğutma kapasitesinin daha da zayıfladığı değerlendirilmektedir.

Aşırı hava olayları neden daha yıkıcı hale gelmektedir?

WMO verilerinde, 2025 boyunca sıcak hava dalgaları, şiddetli yağışlar, kuraklıklar, fırtınalar ve tropikal siklonların milyonlarca insanı etkilediği bildirilmektedir. Bu olayların yalnızca çevreyi değil, ekonomileri de zorladığı belirtilmektedir. Milyarlarca dolarlık kayıp oluştuğu kaydedilmektedir. Ayrıca gıda güvenliği, yerinden edilme ve sağlık risklerinin de büyüdüğü aktarılmaktadır. Bu yüzden iklim krizinin artık yalnızca çevresel değil, toplumsal bir güvenlik meselesi olarak görüldüğü anlaşılmaktadır.

Birleşmiş Milletler’den gelen mesaj nasıl okunmaktadır?

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından, tüm temel iklim göstergelerinin kırmızı alarm verdiği ifade edilmektedir. Aynı mesajda, gezegenin sınırlarının zorlandığı vurgulanmaktadır. WMO Genel Sekreteri Celeste Saulo tarafından da insan faaliyetlerinin doğal dengeyi giderek daha fazla bozduğu belirtilmektedir. Bu nedenle enerji, su, tarım ve şehircilik politikalarında daha sert adımlar atılması gerektiği düşünülmektedir. Önümüzdeki dönemde iklim odaklı kararların daha belirleyici hale gelmesi beklenmektedir.