Kentsel dönüşümde deprem dayanıklılığı, Türkiye’nin deprem gerçeği ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle her geçen gün daha fazla önem kazanmaktadır. Büyük Ölçekli Kentsel Yenileme Projeleri Mimari ve Tasarım Koordinasyon Yöneticisi Mimar Işıl Yıldız, kaleme aldığı değerlendirmede deprem güvenliği ile pasif enerji stratejilerinin birbirinden bağımsız ele alınmaması gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca büyük ölçekli dönüşüm projelerinde planlama sürecinin ilk aşamasında alınan kararların, yapıların güvenliği ve enerji performansı üzerinde belirleyici olduğu ifade edilmektedir.
Kentsel Dönüşümde Deprem Dayanıklılığı İçin Bütünleşik Tasarım Öneriliyor
Uzman değerlendirmesine göre şehirler yalnızca deprem riskiyle değil, aynı zamanda iklim değişikliğinin oluşturduğu çevresel sorunlarla da karşı karşıya bulunmaktadır. Bu nedenle kentsel dönüşüm projelerinde sadece taşıyıcı sistemlerin güçlendirilmesine odaklanılmasının yeterli olmadığı belirtilmektedir. Bunun yanı sıra enerji verimliliğini artıran çözümlerin de tasarımın ayrılmaz bir parçası olması gerektiği ifade edilmektedir.
Mimar Işıl Yıldız, büyük ölçekli projelerde şu unsurların birlikte planlanmasını önermektedir:
- Arazi organizasyonu,
- Bina yönlenmesi,
- Güneş kontrolü çözümleri,
- Dolaşım planlaması,
- Taşıyıcı sistem seçimi,
- Cephe tasarımı.
Böylece deprem güvenliği ile enerji performansının aynı tasarım anlayışı içerisinde geliştirilmesinin mümkün olacağı değerlendirilmektedir.
Master Plan Aşamasında Alınan Kararlar Yapı Performansını Belirliyor
Yıldız, başarılı kentsel dönüşüm projelerinin temelinin master plan aşamasında atıldığını belirtmektedir. Ayrıca deprem dayanıklılığı ve çevresel performansın, tasarım sürecinin en başından itibaren birlikte ele alınmasının uzun vadeli faydalar sağlayacağı ifade edilmektedir.
Bu yaklaşım sayesinde;
- Yapısal dayanıklılık artırılmaktadır.
- Enerji tüketimi azaltılmaktadır.
- İşletme maliyetleri düşürülmektedir.
- Kentsel dayanıklılık güçlendirilmektedir.
Bununla birlikte erken aşamada alınan doğru kararların hem ekonomik hem de çevresel açıdan önemli kazanımlar sağladığı vurgulanmaktadır.
Pasif Enerji Stratejileri Yapı Güvenliğini de Destekliyor
Uzman değerlendirmesinde pasif enerji uygulamalarının yalnızca enerji tasarrufu sağlamadığına da dikkat çekilmektedir. Ayrıca doğru malzeme ve mimari çözümler sayesinde yapı güvenliğinin de desteklenebileceği belirtilmektedir.
Bu kapsamda önerilen uygulamalar arasında;
- Hafif yapı malzemelerinin kullanılması,
- Yüksek performanslı cephe sistemlerinin tercih edilmesi,
- Binaların güneş ışığına göre doğru yönlendirilmesi,
- Güneş kontrolü sağlayan mimari çözümlerin uygulanması,
- Doğal havalandırma sistemlerinin planlanması
yer almaktadır. Böylece taşıyıcı sistem üzerindeki yük azaltılırken aynı zamanda enerji tüketiminin de düşürülmesi hedeflenmektedir.
Kentsel Dönüşüm Sadece Yapıları Yenilemekten İbaret Görülmüyor
Mimar Işıl Yıldız, kentsel dönüşümün yalnızca eski yapıların yenilenmesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etmektedir. Bunun yanı sıra daha güvenli, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir yaşam alanlarının oluşturulmasının da dönüşüm sürecinin temel hedeflerinden biri olduğu belirtilmektedir.
Deprem dayanıklılığı ile pasif enerji stratejilerinin birlikte uygulanmasının;
- Kaynak tüketimini azaltacağı,
- Enerji verimliliğini artıracağı,
- İşletme maliyetlerini düşüreceği,
- Yaşam kalitesini yükselteceği,
- Şehirlerin uzun vadeli dayanıklılığını güçlendireceği
değerlendirilmektedir. Ayrıca bu yaklaşımın yalnızca tek bir bina için değil, bütün şehir dokusu için önemli katkılar sağlayacağı vurgulanmaktadır.
Kentsel dönüşümde deprem dayanıklılığı, güvenli ve sürdürülebilir şehirlerin oluşturulmasında temel unsurlar arasında yer almaktadır. Uzman değerlendirmelerine göre deprem güvenliği ile pasif enerji stratejilerinin planlama sürecinin en başından itibaren birlikte ele alınması, yapıların performansını artırırken enerji verimliliğine de katkı sağlamaktadır. Ayrıca bütünleşik tasarım anlayışının yaygınlaşmasıyla birlikte daha dayanıklı, çevre dostu ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarına uyum sağlayabilen şehirlerin oluşturulmasının mümkün olacağı değerlendirilmektedir.
