Konut piyasasında alıcı tercihleri değişmeye devam ediyor. Özellikle büyük şehirlerde yaşam kalitesi odaklı projeler öne çıkarken, yeşil alanlı konut projeleri fiyat performansıyla dikkat çekiyor. Uzmanlara göre doğayla temas imkânı sunan projeler, hem satış değerinde hem de kira getirilerinde önemli avantaj sağlıyor.
Konut alıcısının beklentisi değişti
Uzun yıllar boyunca konut seçiminde lokasyon, fiyat ve ulaşım kriterleri ön planda yer aldı. Ancak son dönemde yaşam kalitesi, açık alan kullanımı ve sürdürülebilirlik gibi unsurlar daha belirleyici hale geldi.
EVA Gayrimenkul Değerleme tarafından yapılan değerlendirmelerde, özellikle pandemi sonrası dönemde açık yaşam alanlarına yönelik talebin hızla arttığı ifade edilmiştir. Peyzaj alanları, yürüyüş yolları ve sosyal donatılar artık birçok alıcı için “ekstra özellik” değil, temel ihtiyaç olarak görülüyor.
Yeşil alanlı konut projeleri fiyat avantajı sağlıyor
Uzmanlara göre yeşil alanlara yakın konumlanan daireler, aynı proje içerisinde bile daha yüksek değerle satılabiliyor.
Özellikle yoğun trafik cephesine bakan dairelerle doğa manzaralı daireler arasında ciddi fiyat farkı oluştuğu belirtiliyor. Bu farkın yalnızca satış aşamasında oluşmamıştır. Aynı zamanda kira getirisi ve ikinci el performansında da sürdüğü ifade edilmektedir.
EVA Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Abdül Şekür Hop, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Bir konutun değeri artık yalnızca metrekaresiyle ölçülmüyor. İnsanlar daha sağlıklı, daha sakin ve daha dengeli bir yaşam arıyor.”
Uzmanlara göre bu yaklaşım, konut projelerindeki fiyat dengesini doğrudan etkiliyor.
Orta gelir grubunun ilgisi artıyor
Başlangıçta doğa odaklı yaşam konsepti daha çok üst segment projelerde görülmektedir. Ancak, artık daha geniş kitlelere yayılmaya başlamıştır. Daha erişilebilir fiyatlı projelerin artmasıyla birlikte orta gelir grubunun da bu alanlara ilgisinin yükseldiği belirtiliyor. Özellikle çocuklu aileler ve uzaktan çalışma modeline geçen profesyonellerin yeşil alanlı projeleri tercih ettiği aktarılıyor.
Pandemi döneminde hızlanan şehir dışına taşınma eğiliminin ise zamanla farklı bir noktaya evrildiği görülmektedir. Tamamen şehirden uzaklaşmak yerine, şehir içerisinde doğayla bütünleşen projelerin daha fazla ilgi gördüğü ifade ediliyor.
Uzun vadeli yatırım avantajı öne çıkıyor
Uzmanlar, yeşil alan odaklı projelerin yalnızca kısa vadeli fiyat artışı sağlamadığını vurguluyor. Bu tip projelerin düşük risk, güçlü talep ve sürdürülebilir kira getirisi sunduğu belirtilmektedir. Aynı zamanda sınırlı arz nedeniyle uzun vadede değer koruma avantajı sağladığı ifade ediliyor.
Abdül Şekür Hop, değerlendirmesinde şu görüşe yer verdi: “Bu segmentte fark hızlı kazançtan çok değerin korunması ve istikrarlı getiri.”
Şehir bağlantısı hâlâ önemini koruyor
Doğayla iç içe yaşam projeleri dikkat çekse de ulaşım bağlantıları hâlâ kritik kriterler arasında bulunmaktadır. Uzmanlara göre altyapısı güçlü, ulaşım erişimi yüksek ve şehir merkezine bağlantısı kolay projeler hem kullanıcı hem yatırımcı açısından daha yüksek potansiyel taşıyor. Bu nedenle yeni nesil projelerde doğa ve şehir yaşamını bir araya getiren modeller dikkat çekmektedir.
Yeşil alanlı konut projeleri, konut piyasasında yeni dönemin en güçlü trendlerinden biri haline geldi. Uzmanlara göre sürdürülebilirlik, açık yaşam alanları ve doğayla temas imkânı sunan projeler, önümüzdeki dönemde de değer artışını sürdürebilir. Özellikle büyük şehirlerde yaşam kalitesi odaklı projelerin daha fazla ilgi görmesi beklenmektedir.
Diğer emlak haberleri için tıklayınız…
