Gayrimenkul Proje Pazarlama Satış (GPPS) Platformu Başkanı Bilge Özdemir, Türkiye’deki afet yönetimine ilişkin yeni bir öneri gündeme getirmiştir. Özdemir, afetlerle mücadele çalışmalarının bağımsız bir Afet Bakanlığı çatısı altında yürütülmesini önermektedir. Afet Bakanlığı önerisi, afet öncesi hazırlıkların, acil müdahale çalışmalarının ve afet sonrası iyileştirme süreçlerinin tek merkezden koordine edilmesini amaçlamaktadır. Türkiye’nin deprem, sel, heyelan, orman yangını ve kuraklık gibi farklı risklerle karşı karşıya bulunduğuna dikkat çekilmektedir. Öneride, mevcut afet yönetimi yapısının yetki ve kapasite bakımından güçlendirilmesi de öne çıkmaktadır.
Bilge Özdemir’den Bağımsız Afet Bakanlığı Önerisi
GPPS Platformu Başkanı Bilge Özdemir, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu afet risklerine ilişkin değerlendirmelerini paylaşmıştır. Özdemir, afet yönetiminin daha kapsamlı ve koordineli yürütülmesi amacıyla bağımsız bir bakanlık kurulmasını önermektedir. Önerinin temelinde, farklı afet türlerine yönelik çalışmaların tek bir yönetim çatısı altında birleştirilmesi bulunmaktadır. Bu kapsamda yalnızca afet anındaki müdahaleler değil, afet öncesinde yürütülen hazırlık çalışmaları da önem taşımaktadır.
Afet yönetimi; risklerin belirlenmesini, zarar azaltma çalışmalarını, arama kurtarma faaliyetlerini ve afet sonrası yeniden yapılanmayı kapsamaktadır. Ayrıca yapılaşma kararları ve inşaat izinleri aşamasında risklerin dikkate alınması gerekmektedir. Böylece afetlere karşı hazırlıkların yalnızca acil müdahaleyle sınırlı kalmaması hedeflenmektedir. Özdemir’in önerisi, mevcut afet yönetimi sisteminin kurumsal yapısının ve koordinasyon kapasitesinin yeniden değerlendirilmesini gündeme taşımaktadır.
Türkiye Birden Fazla Afet Riskiyle Karşı Karşıya
Türkiye’nin jeolojik, topografik ve iklimsel özellikleri, farklı afet türlerinin görülmesine zemin hazırlamaktadır. Bu riskler arasında depremler, heyelanlar, seller, orman yangınları ve kuraklık öne çıkmaktadır.
Deprem ve heyelan riskleri öne çıkıyor
Türkiye, aktif fay hatlarının bulunduğu bir bölgede yer almaktadır. Geçmişte meydana gelen Erzincan, Gölcük, Düzce ve Kahramanmaraş merkezli depremler, afetlere hazırlığın önemini ortaya koymaktadır. Özellikle olası İstanbul depremi, yalnızca kentte yaşayanları değil, ülke genelindeki ekonomik faaliyetleri de etkileyebilecek bir risk oluşturmaktadır. İstanbul’un ticaret, finans, ulaşım ve tedarik zincirlerindeki konumu, olası bir depremin etkilerini daha geniş bir alana taşıyabilecektir. Bunun yanı sıra Doğu Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu’nun bazı kesimlerinde heyelan ve kaya düşmesi riski bulunmaktadır. Eğimli araziler ve yoğun yağışlar, bu tür olayların etkilerini artırabilmektedir.
İklim kaynaklı afetler de önem taşıyor
Türkiye’de şiddetli yağışlar, sel ve taşkınlar önemli can ve mal kayıplarına yol açabilmektedir. Özellikle ani yağışlar, altyapı üzerindeki baskıyı artırırken yerleşim alanlarını da etkileyebilmektedir. Kuraklık ve yüksek sıcaklıklar ise farklı riskleri beraberinde getirmektedir. Su kaynaklarının azalması, tarımsal üretimde kayıplar ve orman yangınları bu riskler arasında bulunmaktadır. Ayrıca dolu, don ve çığ gibi olaylar da belirli bölgelerde yaşamı ve ekonomik faaliyetleri etkileyebilmektedir. Bu nedenle afet yönetiminde bölgesel risklerin ayrı ayrı değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
Teknolojik ve İnsan Kaynaklı Afetler de Gündemde
Afet riskleri yalnızca doğal olaylarla sınırlı kalmamaktadır. Teknolojik arızalar, endüstriyel kazalar, siber saldırılar ve bulaşıcı hastalıklar da toplumun işleyişini etkileyebilmektedir. Özellikle elektrik şebekeleri, su arıtma tesisleri, hastaneler ve finans sistemleri gibi kritik altyapıların güvenliği önem taşımaktadır. Bu sistemlerde yaşanabilecek büyük çaplı kesintiler, günlük yaşamı ve ekonomik faaliyetleri aksatabilmektedir. Bununla birlikte nükleer ve kimyasal sızıntılar, maden kazaları ve büyük ulaşım kazaları da kapsamlı müdahale gerektiren olaylar arasında bulunmaktadır. Salgın hastalıklar ve geniş çaplı göç hareketleri de afet yönetimi açısından farklı hazırlıklar gerektirebilmektedir. Bu çeşitlilik, afetlere yönelik çalışmaların farklı kurumlar arasında koordinasyon gerektirdiğini göstermektedir. Ayrıca Özdemir’in önerisi de farklı risk türlerinin tek bir yönetim çatısı altında ele alınması düşüncesine dayanmaktadır.
Afet Yönetimi Tek Çatı Altında Toplanabilir
Afet Bakanlığı önerisi, afetlerin farklı aşamalarında yürütülen çalışmaların merkezi bir yapıda koordine edilmesini öngörmektedir. Bu yaklaşımda afet öncesi hazırlık, olay anındaki müdahale ve afet sonrasındaki iyileştirme süreçleri birlikte değerlendirilmektedir.
Öneri kapsamında öne çıkan çalışma alanları şu şekilde sıralanmaktadır:
- Risk azaltma: Afet tehlikelerinin belirlenmesi ve olası zararların önceden azaltılması.
- Yapılaşma ve planlama: Yerleşim kararlarında afet risklerinin dikkate alınması.
- Acil müdahale: Arama kurtarma, tahliye ve temel ihtiyaçların karşılanmasına yönelik çalışmaların koordine edilmesi.
- Kurumlar arası koordinasyon: Farklı kamu birimlerinin görev ve sorumluluklarının uyumlu biçimde yürütülmesi.
- İyileştirme ve yeniden inşa: Afet sonrasında yaşamın normale dönmesine yönelik çalışmaların planlanması.
Bu başlıkların tek bir yönetim yapısında toplanması, kaynakların ve sorumlulukların koordinasyonuna yönelik bir model oluşturabilir. Ancak önerinin uygulamaya geçirilmesi durumunda görev dağılımının, bütçenin ve mevcut kurumlarla ilişkilerin ayrıca belirlenmesi gerekecektir.
AFAD’ın Yapısının Güçlendirilmesi Gündeme Getirildi
Türkiye’de afet ve acil durum yönetiminin temel kurumlarından biri Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığıdır (AFAD). Kurum, İçişleri Bakanlığına bağlı olarak faaliyet göstermektedir. Bilge Özdemir, AFAD’ın mevcut yetki ve yapısının güçlendirilerek bağımsız bir Afet Bakanlığı çatısı altında değerlendirilmesini önermektedir. Bu yaklaşım, afet yönetiminin kurumsal kapasitesinin artırılmasını ve farklı süreçlerin daha bütüncül biçimde yürütülmesini hedeflemektedir. Bununla birlikte bağımsız bir bakanlık kurulmasına ilişkin öneri, mevcut durumda alınmış bir hükümet kararı anlamına gelmemektedir. Konu, Özdemir’in afet yönetimine yönelik değerlendirmesi ve kurumsal yapılanma önerisi niteliği taşımaktadır.
Bilge Özdemir’in Gayrimenkul Sektöründeki Çalışmaları
Bilge Özdemir, gayrimenkul proje pazarlama ve satış alanındaki çalışmalarıyla tanınmaktadır. Acarlar Şirketler Topluluğu bünyesinde pazarlama ve satış alanında görev yapan Özdemir, sektördeki deneyimini çeşitli analizler ve makalelerle paylaşmaktadır. Özdemir, 12 Aralık 2025 tarihinde Gayrimenkul Proje Pazarlama Satış (GPPS) Platformu’nu kurmuştur. Ayrıca platform, gayrimenkul proje geliştirme, inşaat, gayrimenkul yatırım ortaklıkları ve proje pazarlama alanlarında çalışan profesyonelleri bir araya getirmektedir.
Ayrıca Özdemir, Gayrimenkul Pazarlama ve Satış Profesyonelleri Derneği (GAPAS) Danışma Kurulu Başkanlığı görevini yürütmektedir. Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği (GYODER) bünyesindeki Gayrimenkulde Pazarlama Komitesi’nde de yer almaktadır. Özdemir, daha önce 2007 yılında Konut Bakanlığı kurulmasına yönelik bir öneriyi gündeme taşıdığını belirtmektedir. Ayrıca Yeni Afet Bakanlığı önerisi de kamu yönetimi ve kurumsal yapılanma üzerine yaptığı değerlendirmelerin devamı niteliğini taşımaktadır.
Afet Bakanlığı Önerisi Afet Yönetimi Tartışmalarını Gündeme Taşıdı
GPPS Platformu Başkanı Bilge Özdemir, Türkiye’de afet yönetiminin bağımsız bir bakanlık çatısı altında yürütülmesini önermektedir. Afet Bakanlığı önerisi, risk azaltma çalışmalarından acil müdahaleye ve yeniden inşa süreçlerine kadar farklı aşamaların koordinasyonunu merkeze almaktadır. Türkiye’nin deprem ve iklim kaynaklı afetlerin yanı sıra teknolojik risklerle de karşı karşıya bulunması, kurumsal kapasite tartışmalarını önemli hâle getirmektedir. Ancak önerinin hayata geçirilmesine ilişkin resmî bir karar açıklanmamıştır. Bu nedenle teklif, mevcut aşamada Özdemir’in afet yönetiminin güçlendirilmesine yönelik görüşü olarak değerlendirilmektedir.
Diğer emlak haberleri için tıklayınız…
